Yazar: Can Aka
1996 yılında İstanbul’da doğan Mert Can Aka, teknoloji yayıncılığı alanında uzmanlaşmış gazeteci, editör ve TheSubscriber.Net’in kurucusudur. Otomotivden bilgisayar donanımlarına, yapay zekâdan yazılıma, mobil teknolojilerden tüketici elektroniği ve akıllı ev ürünlerine kadar geniş bir alanda ürettiği içeriklerle milyonlarca okura ulaştı.
Bir insanın DNA’sındaki tek bir harfi değiştirmek, hastalığa yol açan bir geni devre dışı bırakmak veya hücrelerin çalışma biçimini kalıcı olarak değiştirmek artık yalnızca bilim kurgu konusu değil. CRISPR adı verilen genom düzenleme teknolojileri sayesinde araştırmacılar DNA’nın belirli bölgelerine ulaşabiliyor, genleri kesebiliyor ve bazı yöntemlerle genetik kodda son derece küçük değişiklikler yapabiliyor. Ancak sık kullanılan “DNA’yı yeniden yazmak” ifadesi, CRISPR’ın gerçekte nasıl çalıştığını tam olarak anlatmıyor. Klasik CRISPR-Cas9 sistemi bir kelime işlemcideki gibi DNA dizisini açıp istenen metni doğrudan yerine yazmıyor. Çoğu uygulamada DNA’nın belirlenen noktasını kesiyor ve değişikliğin önemli bir bölümünü hücrenin kendi onarım mekanizmalarına bırakıyor. Daha yeni base…
Dijital sinema kameraları bugün 4K, 6K, 8K ve daha yüksek çözünürlüklerde kayıt yapabiliyor. Buna rağmen Christopher Nolan, Quentin Tarantino ve Paul Thomas Anderson gibi yönetmenlerin hâlâ 65 mm film kameralarına dönmesi, 70 mm gösterimlerin özel etkinlik gibi sunulması ve bazı sinemaseverlerin yüzlerce kilometre yol giderek bu kopyaları izlemesi tesadüf değil. 70 mm yalnızca “daha büyük film” anlamına gelmiyor; daha geniş negatif alanı, çok yüksek ayrıntı kapasitesi, ince gren yapısı ve dev perdelerde görüntünün karakterini koruyabilmesi sayesinde sinemanın en etkileyici analog formatlarından biri olmaya devam ediyor. Önce önemli ayrım: Film aslında 65 mm’ye çekiliyor “70 mm film” ifadesi günlük kullanımda hem…
Marvel Sinematik Evreni, 2008 yılında vizyona giren Iron Man ile başlayan yolculuğunda artık 38 sinema filmine ulaşmış durumda. Televizyon dizileri, özel yapımlar, animasyonlar ve farklı evrenlerde geçen hikâyeler de dahil edildiğinde MCU’yu baştan sona takip etmek eskisine kıyasla çok daha karmaşık hale geldi. Temmuz 2026’da vizyona giren Spider-Man: Brand New Day ile Tom Holland’ın Örümcek-Adam hikâyesi devam ederken, sırada Avengers: Doomsday ve Avengers: Secret Wars bulunuyor. Marvel filmlerini izlemek için iki temel yöntem var: Yapımları sinemalarda ve Disney+’ta yayımlandıkları sırayla takip etmek veya hikâyelerin MCU içerisinde geçtiği tarihlere göre kronolojik ilerlemek. İlk kez MCU’ya başlayacaklar için çıkış sırası, tüm sürprizleri…
Bugün oyunlarda 120, 144 ve 240 FPS değerleri konuşulurken sinema filmlerinin büyük bölümü hâlâ yaklaşık bir asır önce belirlenen 24 FPS standardını kullanıyor. Modern kameralar çok daha yüksek kare hızlarında kayıt yapabiliyor, dijital projektörler ve televizyonlar 60, 120 hatta daha yüksek yenileme hızlarına ulaşabiliyor. Buna rağmen 24 FPS sinemada teknik bir mecburiyetten çok, görüntünün nasıl algılandığını belirleyen yerleşik bir görsel dil haline geldi. FPS sinemada tam olarak ne anlama geliyor? FPS, saniyede gösterilen kare sayısını ifade ediyor. 24 FPS ile çekilmiş bir filmde hareketin her saniyesi 24 ayrı görüntüden oluşuyor ve bu görüntüler art arda gösterildiğinde beynimiz sürekli hareket algılıyor.…
Yeni alınmış bir SSD yüzlerce hatta binlerce MB/s yazma hızına ulaşırken kapasitesi dolmaya başladıkça aynı performansı korumakta zorlanabilir. Özellikle sürücü yüzde 90-95 seviyelerine geldiğinde büyük dosya kopyalama, oyun kurulumu veya video aktarımı sırasında hızın belirgin biçimde düşmesi mümkün. Bunun nedeni SSD’nin “yorulması” değil; NAND flash belleğin çalışma şekli, boş blokların azalması, önbelleğin küçülmesi ve denetleyicinin yeni veri yazabilmek için daha fazla işlem yapmak zorunda kalması. SSD veriyi sabit diskteki gibi yazmıyor Klasik sabit disklerde veri manyetik plakaların belirli bölgelerine yazılıyor ve mevcut verinin üzerine yeniden yazmak nispeten doğrudan bir işlem. SSD’deki NAND flash bellek ise farklı çalışıyor. Veri küçük sayfalara…
Yeni bir bilgisayar toplarken RAM tarafında en sık karşılaşılan sorulardan biri DDR4 ile DDR5 arasındaki gerçek fark. Kağıt üzerinde DDR5 çok daha yüksek frekanslar, daha fazla bant genişliği ve yeni bir bellek mimarisi sunuyor. Ancak oyunlarda görülen fark her zaman teknik özellik tablosundaki kadar büyük değil; işlemci, ekran kartı, çözünürlük, kullanılan yazılım ve hatta RAM zamanlamaları sonucu ciddi biçimde değiştirebiliyor. Bu nedenle DDR5’in neyi gerçekten hızlandırdığını, DDR4’ün nerede hâlâ yeterli kaldığını ayrı ayrı değerlendirmek gerekiyor. DDR4 ve DDR5 aslında neyi ifade ediyor? DDR, “Double Data Rate” bellek teknolojisinin neslini ifade ediyor. DDR4 ve DDR5 aynı temel görevi yerine getiriyor: İşlemcinin…
Elektrikli otomobillerde yazın görülen 450 kilometrelik menzilin kışın 350 kilometreye düşmesi, bataryanın birkaç ay içinde ciddi biçimde yıprandığı anlamına gelmiyor. Soğuk hava batarya hücrelerinin çalışma karakterini değiştiriyor, kabin ve batarya ısıtması doğrudan yüksek voltajlı bataryadan enerji çekiyor ve lastiklerden havanın yoğunluğuna kadar farklı etkenler tüketimi artırıyor. Bu nedenle elektrikli otomobillerde kış menzil kaybı tek bir nedenden değil, aynı anda gerçekleşen birkaç fiziksel ve kimyasal süreçten kaynaklanıyor. Soğuk hava lityum iyon bataryayı neden etkiliyor? Elektrikli otomobillerde kullanılan lityum iyon hücrelerde enerji, hücrenin içindeki iyonların anot ile katot arasında hareket etmesi sayesinde depolanıyor ve geri alınıyor. Sıcaklık düştüğünde elektrolitin iletkenliği azalıyor ve…
Elektrikli otomobillerde batarya paketi aracın en büyük, en ağır ve en pahalı parçalarından biri. Bu nedenle “batarya bozulursa telefon bataryası gibi yenisi takılır” düşüncesi gerçeği pek yansıtmıyor. Modern bir elektrikli otomobilin batarya değişimi yüzlerce kilogramlık yüksek voltajlı bir paketin araçtan güvenli biçimde ayrılmasını, soğutma ve elektrik bağlantılarının sökülmesini, yeni paketin fiziksel olarak takılmasını ve ardından elektronik sistemlerle eşleştirilmesini gerektirebiliyor. Üstelik bazı otomobillerde batarya yalnızca enerji deposu değil, gövdenin yapısal parçalarından biri haline gelmiş durumda. Elektrikli otomobil bataryası aslında tek bir büyük pil değil Elektrikli otomobilin altında gördüğümüz büyük batarya paketi, tek parça dev bir hücreden oluşmuyor. Geleneksel tasarımlarda yüzlerce veya…
Elektrikli otomobil kullanmaya başlayanların karşısına ilk çıkan kavramlardan ikisi AC ve DC şarj. Evdeki wallbox’ın 11 kW, alışveriş merkezindeki istasyonun 22 kW, otoyoldaki hızlı şarj cihazının ise 180 veya 350 kW olması ilk bakışta yalnızca güç farkı gibi görünüyor. Asıl fark ise elektriğin bataryaya ulaşmadan önce nerede dönüştürüldüğünde yatıyor. Elektrikli otomobilin bataryası doğru akım, yani DC ile çalışırken elektrik şebekesi alternatif akım, yani AC sağlıyor. AC ve DC ne anlama geliyor? AC, “Alternating Current”, yani alternatif akımın kısaltması. Evlerimize ve iş yerlerimize gelen şebeke elektriği AC formunda. Akımın yönü belirli bir frekansta sürekli değişiyor ve elektrik dağıtım altyapısında uzun yıllardır…
Bir VR başlığını taktığınızda gözlerinizin yalnızca birkaç santimetre önünde iki küçük ekran bulunuyor. Buna rağmen beyniniz birkaç metre ileride duran bir masa, yüzlerce metre aşağıdaki bir uçurum veya başınızın üzerinden geçen dev bir uzay gemisi gördüğünü düşünebiliyor. Bu illüzyon tek bir teknolojiden kaynaklanmıyor. Her göze farklı görüntü verilmesi, optik lensler, kafa takibi, geniş görüş alanı ve çok düşük gecikmeli görüntü güncellemeleri birlikte çalışarak beynin gerçek dünyada mesafe ve hareket algılamak için kullandığı ipuçlarının büyük bölümünü taklit ediyor. İki gözümüz neden dünyayı üç boyutlu görüyor? İnsanların iki gözü birbirinden birkaç santimetre uzakta bulunduğu için sağ ve sol göz dünyayı tam olarak…

