Microsoft’un 5 Ekim 2021’de kullanıma sunduğu Windows 11, beşinci yaşına girerken ilk sürümünden oldukça farklı bir işletim sistemine dönüştü. Görev çubuğunun yeniden farklı kenarlara taşınabilmesi, Başlat menüsünün daha fazla özelleştirilebilmesi, Windows Search üzerindeki web sonuçlarının kontrol edilebilmesi ve Dosya Gezgini’ndeki performans iyileştirmeleri, yıllardır eleştirilen birçok eksikliği ortadan kaldırdı.
Buna karşılık yüksek bellek kullanımı, Microsoft servislerinin sistem içerisindeki görünürlüğü ve giderek büyüyen yapay zeka entegrasyonu tartışılmaya devam ediyor.
Windows 11 beş yıl içinde nasıl değişti?
Windows 11 piyasaya çıktığında Microsoft yalnızca işletim sisteminin görünümünü değiştirmedi. Başlat menüsü ve görev çubuğu yeniden tasarlandı, pencerelerde yuvarlatılmış köşelere geçildi ve arayüzün birçok bölümünde Windows 10’dan farklı bir kullanım düzeni oluşturuldu.

Ancak yeni tasarımla birlikte Windows 10’da bulunan bazı seçenekler de kaldırıldı. Özellikle görev çubuğunun ekranın farklı kenarlarına taşınamaması, simge boyutları üzerindeki sınırlamalar ve Başlat menüsündeki düşük özelleştirme seviyesi masaüstü kullanıcılarının en fazla eleştirdiği konular arasına girdi.
Microsoft bu eksikleri uzun süre boyunca küçük güncellemelerle kapatmaya çalıştı. Eylül 2026 itibarıyla yapılan değişiklikler ise Windows 11’in masaüstü kullanımında ilk yıllardaki en önemli kısıtlamalarından bazılarını doğrudan ortadan kaldırıyor.

Görev çubuğu artık yalnızca ekranın alt kısmına sabitlenmek zorunda değil. Kullanıcılar görev çubuğunu ekranın üst, sol veya sağ kenarına taşıyabiliyor. Görev çubuğunun farklı konumlarında açılır menüler, animasyonlar ve simgeleri birleştirmeme gibi temel ayarlar da kullanılmaya devam ediyor.
Daha küçük görev çubuğu seçeneği de sisteme eklendi. Bu mod etkinleştirildiğinde yalnızca simgeler küçülmüyor, görev çubuğunun kapladığı dikey alan da azaltılıyor. Özellikle küçük ekranlı dizüstü bilgisayarlarda daha fazla kullanılabilir masaüstü alanı elde edilebiliyor.
Başlat menüsü de Windows 11’in ilk günlerine kıyasla daha esnek hale geldi. Menü artık küçük, büyük veya otomatik boyutta kullanılabiliyor. Sabitlenmiş uygulamalar, son kullanılan içerikler ve tüm uygulamalar için sunulan bölümler ayrı ayrı kontrol edilebiliyor.
Microsoft, uzun süredir tartışılan “Önerilen” bölümünün adını da “Son Kullanılanlar” olarak değiştirdi. Kullanıcı adı ile profil fotoğrafının Başlat menüsünde gösterilmesi de isteğe bağlı hale geldi.
Windows Search tarafında yapılan değişiklikler yalnızca görünümle sınırlı değil. Arama sonuçlarında bir içeriğin bilgisayardaki dosyadan, uygulamadan, Windows ayarından, internetten veya Microsoft Store’dan geldiği artık daha açık biçimde gösteriliyor.
Web sonuçları ve Microsoft Store önerileri için ayrı bir kontrol seçeneği de eklendi. Böylece bilgisayarda bir dosya veya uygulama ararken çevrim içi sonuçların aynı ekranda gösterilmesini istemeyen kullanıcılar bu içerikleri kapatabiliyor.
Windows 11 ayrıca sık kullanılan klasörleri otomatik olarak indeksleyebiliyor. Sistem kullanıcının sık eriştiği konumları belirleyerek buradaki dosyaların daha sonraki aramalarda daha hızlı bulunmasını sağlıyor. Bu özellik de Windows ayarlarından kapatılabiliyor.
Dosya Gezgini, Windows 11’in çıkışından bu yana en fazla değişiklik yapılan bileşenlerden biri oldu. Sekmeli yapı, yeni bağlam menüleri ve yenilenen ana sayfanın ardından Microsoft son dönemde doğrudan performans tarafına yoğunlaştı.
Ana ekranın yüklenmesi hızlandırılırken küçük resimlerin görüntülenmesi, bulut tabanlı dosyalara erişim ve adres çubuğunun çalışma biçiminde çeşitli düzenlemeler yapıldı. Adres çubuğundaki bir klasöre orta tuşla basıldığında klasörün yeni sekmede açılması da yeni kullanım seçenekleri arasına katıldı.
Dosya boyutlarının gösterimi de daha anlaşılır hale getirildi. Ayrıntılar görünümünde tüm dosyaların yalnızca KB üzerinden listelenmesi yerine boyuta bağlı olarak KB, MB veya GB birimleri kullanılabiliyor.
Windows 11’in ilk yıllarında öne çıkan bir diğer eleştiri yüksek sistem kaynağı kullanımıydı. İşletim sistemi halen düşük miktarda RAM kullanan bir platform değil ancak günlük kullanım performansı yalnızca bellek tüketim değerlerine bakıldığında görünen tablodan daha iyi olabiliyor.
8 GB RAM’e sahip güncel bir dizüstü bilgisayarda yapılan denemelerde Chrome üzerinde 20’den fazla sekme, müzik yayını ve Word aynı anda çalışırken temel masaüstü kullanımında belirgin bir yavaşlama yaşanmadı. Aynı bilgisayarda Windows 11’in hiçbir ağır uygulama açık değilken yaklaşık 6 GB RAM kullanabilmesi ise bellek tüketiminin halen yüksek kaldığını ortaya koyuyor.
Buradaki fark, modern işletim sistemlerinin boş belleği tamamen kullanılmadan bırakmak yerine önbellek ve sık erişilen işlemler için değerlendirmesinden de kaynaklanıyor. Bununla birlikte 8 GB RAM artık yoğun çoklu görev, oyun, video düzenleme veya profesyonel uygulamalar için rahat bir kapasite olarak değerlendirilemiyor.
16 GB RAM güncel bir Windows 11 bilgisayarı için çok daha dengeli bir başlangıç noktası haline geldi. Daha ağır üretkenlik uygulamaları, oyunlar veya aynı anda çok sayıda program kullanan sistemlerde 32 GB ve üzerindeki kapasiteler de giderek yaygınlaşıyor.
Microsoft’un kendi ürünlerini Windows içerisinde tanıtması da Windows 11’in çıkışından bu yana tartışılan konular arasında. OneDrive, Microsoft hesabı, Edge ve Bing ile ilgili bildirimler özellikle yeni kurulan bilgisayarlarda kullanıcıların karşısına çıkabiliyordu.
2026’daki temiz Windows 11 kurulumlarında bu bildirimler tamamen ortadan kalkmış değil. Ancak ilk sürümlerdeki kadar sık karşılaşılmıyor ve işletim sisteminin normal kullanımını kesintiye uğratan tanıtımların sayısı azalmış durumda.
Windows 11’in son yıllardaki en büyük değişikliklerinden biri ise Copilot ve diğer yapay zeka özelliklerinin işletim sistemine eklenmesi oldu. Microsoft, özellikle Copilot+ PC sınıfındaki bilgisayarlarda yapay zekayı Windows’un farklı bölümlerine entegre ediyor.
Dosya Gezgini üzerinden içeriklerin Copilot’a gönderilmesi, görüntü işleme özellikleri ve NPU kullanan yerel yapay zeka araçları bu dönüşümün parçaları arasında bulunuyor. Microsoft bazı yapay zeka bileşenlerinin kaldırılmasına veya devre dışı bırakılmasına da izin vererek bu özellikleri kullanmak istemeyenler için daha fazla kontrol sunmaya başladı.
Windows 11’in geldiği nokta Windows 10 kullanıcıları açısından daha önemli hale geliyor çünkü eski işletim sisteminin normal destek dönemi artık sona erdi. Microsoft, Windows 10 desteğini 14 Ekim 2025 tarihinde sonlandırdı.
Windows 10 bu tarihten sonra çalışmayı bırakmadı ancak standart program kapsamında yeni özellikler, teknik destek ve normal güvenlik güncellemeleri artık sunulmuyor. İşletim sistemini kullanmaya devam etmek isteyen bireysel kullanıcılar Genişletilmiş Güvenlik Güncelleştirmeleri programına katılabiliyor.
ESU programındaki Windows 10 22H2 bilgisayarları 12 Ekim 2027’ye kadar kritik ve önemli güvenlik güncellemelerini almaya devam edecek. Program yeni özellikler getirmiyor ve Windows 10’un aktif geliştirme sürecini yeniden başlatmıyor.
Microsoft bu şekilde Windows 10 kullanıcılarına Windows 11’e geçiş için ek süre tanırken Windows 11’i de geliştirmeyi sürdürüyor. Eylül 2026 güncellemeleriyle görev çubuğu, Başlat menüsü ve arama sistemine gelen değişiklikler, Windows 11’in ilk sürümünde kaldırılan bazı masaüstü kullanım seçeneklerinin yaklaşık beş yıl sonra geri dönmesini sağladı.
Windows 11 bugün 2021’de piyasaya çıkan işletim sistemiyle aynı temel tasarımı taşıyor ancak kullanım seçenekleri önemli ölçüde genişlemiş durumda. Görev çubuğunun yeniden taşınabilmesi, daha küçük kullanılabilmesi, Başlat menüsünün kişiselleştirilmesi, arama sonuçlarının kontrol edilebilmesi ve Dosya Gezgini’ndeki iyileştirmeler ilk sürümde eleştirilen birçok noktaya doğrudan karşılık veriyor.
Buna rağmen işletim sisteminin kaynak tüketimi, Microsoft hesap ve servislerinin Windows içerisindeki ağırlığı ile yapay zeka özelliklerinin işletim sistemine ne kadar entegre edilmesi gerektiği konusunda tartışmalar devam ediyor.
Windows 11’in beşinci yılı, Microsoft’un ilk sürümde aldığı tasarım kararlarının bir bölümünü geri çevirdiği ve masaüstü kullanıcılarına yeniden daha fazla kontrol vermeye başladığı bir döneme denk geliyor.


